Aile Teknoloji ve Çocuk

Z Kuşağının Popüler Hastalığı: Nomofobi

Günümüz modern dünyası genç nesilleri kuşaklara ayırmaya başladı. Bu kuşaklar son günlerde çokça duyduğumuz X, Y ve Z kuşakları. Aslında her bir kuşağın karakteristik bazı özellikleri mevcut ama hepsinin genel özelliklerini ilerleyen zamanlarda farklı bir yazı ile sizler için incelemeyi planlıyorum. Bu yazımda bizi ilgilendiren Z kuşağından bahsedeceğim.

Z kuşağı; 2000 yılı ve sonrasında dünyaya gelen gençler için kullanılan bir kavram. Son dönem gençlerini anlatıyor. Yani siz ebeveyn ve eğitimcilerin şu an hayatlarında en büyük yere sahip olan gençlerimizin dönemi. Peki, bu kuşağın özellikleri neler? Onlar teknoloji ile doğan ve hayatlarının her alanında onunla birlikte hareket eden bir nesil. Bu yüzden Y ve özellikle de X kuşaklarından oldukça farklılar. Akıllı telefon, tablet, bilgisayar onların en çok kullandıkları oyuncaklardır. Özellikle arkadaşlık ve sosyalleşme aracı olarak da internet ve sosyal medya alanlarını seçiyorlar. Aslında bu neslin en büyük problemi, çabuk tüketen bir nesil olmaları yani modern dünyanın hızı içinde doğan bu gençlerin hayatlarında tüketim ve değişim en üst seviyede.

Hayatımızın odak noktasındaki gençlerimizin tipik özelliklerini kısaca paylaştığıma göre şimdi asıl konumuza gelebilirim. Bu kavram da son günlerde hayatımıza giren ve literatürde de yerini alan ‘nomofobi’. Aslında isminden de anlaşılacağı gibi içinde bir korku var. Ama bu korku eski dönemlerdeki gibi bir canlıdan olan korku değil aksine bir nesnenin yoksunluğundan korkmak. Uzatmadan kavramın açılımını paylaşayım sizlerle.

Nomofobi, ‘No Mobile Phobia’dan türeyen ve cep telefonu ile olan iletişimin kopmasından aşırı duyulan korku olarak açıklanıyor. Kısacası cep telefonu mahrumiyeti. Cep telefonu olmadan yapamamak ve kendini eksik hissetmek. Özellikle günümüzde akıllı telefonların her işi yapması ve çeşitli sosyal medya ağları ile bitmeyen bir iletişim sağlaması ile cep telefonu olmadan insanların yaşayamama hissi gün geçtikçe daha da artıyor. Özellikle ergenlik döneminde bu durum daha da incelenmesi gereken bir boyuta gelebiliyor.

Belki de ilk okuduğunuzda acaba bende bağımlı mıyım? diye düşünmüş ve kendinizi sorgulamış olabilirsiniz. Tabi ki modern dünyada telefon herkes için bir gereklilik. Ancak nomofobik kişilerde telefonsuz kalmaya dayanamama ve fiziksel çeşitli tepkiler verme gibi ileri boyutta göstergeler mevcut.

Nomofobi olan kişide görülen tipik özellikler şunlardır:

  • Kişinin telefonu yokken kendini “eksik” gibi hissetmesi, boşluk duygusu yaşaması.
  • Telefonu yanındayken bile obsesif bir şekilde kontrol etme.
  • Şarj bitince kendini aşırı çaresiz hissetme.
  • Telefonunu bir yerlerde unutmak, telefonun arızalanması yani telefonunu kullanamamaktan korkma.
  • Telefonu olmayınca baş dönmesi, kalp çarpıntısı, nefes almada zorluk, mide krampları gibi bir takım anksiyete belirtileri yaşaması.

İlk etapta hepimizin birden bire nomofobik olması çok zor ancak gençlerimiz gün geçtikçe bu durumla daha fazla karşı karşıya kalabiliyor. Bu durumdan korunmak için yapılması gereken en önemli öneri; ‘dijital detoks’.

Peki, dijital detoks nasıl yapılır?

  • Öncelikle sosyal medyayı hayatımızın ve akıllı telefonlarımızın vazgeçilmezi yapmamalıyız. Bunun için ilk yapılması gereken ana ekrana gelen sosyal medya bildirimlerini kapatabiliriz. Çünkü ekranda yanan minik uyarı ışığına kimse uzun süre tepkisiz kalamaz.
  • Gün içerisinde belirli saat aralıklarında sosyal medyaya bakma alışkanlığı kazanmak bile büyük bir zaman kaybını önleyecektir. Örneğin, okula giderken serviste ya da işe giderken otobüste bakacağım diye belirlemek farkında olmadan sosyal medyada geçen süreyi düzenleyecektir.
  • Her gün kendinize ayırdığınız hayatınızdaki bütün dijital uyanları kapattığınız en az bir saatlik zaman dilimi oluşturmalısınız. Telefon, televizyon, bilgisayar gibi bütün uyanları sessize almayı hatta kapatmayı unutmayın. Detoks saatinizde uyanların sizi bölmemesi çok önemli.
  • Sabahları uyanmak için telefonun alarmı yerine çalar saat kullanmak bir diğer öneri olabilir. Bu sayede gece uyumadan önce, sabah uyanır uyanmaz ve bütün gece boyunca telefon ile birlikte olmamış daha huzurlu bir uyku geçirmiş olursunuz.
  • Avrupa da son zamanlarda çokça oynanan bir oyun olan ‘telefon istifleme’ oyununu evinizde ve arkadaşlarınız ile oynayabilirsiniz. Aslında çok basit bir oyun. Tek kural bütün herkes telefonlarını masanın üstüne üst üste gelecek şekilde bırakıyor ve dayanamayarak ilk alan kişi en başta konulan cezaya razı olmuş oluyor. Ceza ise sizlerin hayal gücünüze kalmış. Aile içerisinde yenen bir yemeğin bulaşıklarını yıkamak ya da dışarı da gidilen bir cafede ki hesabı ödemek gibi daha da çeşitlendirilip zorlaştırılabilir.

 

Merve

Her çocuk yatağına yattığında bir hayal kurar… Benimde hayalim ‘öğretmen’ olmaktı. İşte her şey böyle başladı. Üniversite hayatı ile severek kurduğumuz bağımızı koparalı 5 yıl oldu. Sonrasında çocukluk hayalimle daha tutkulu bir bağ kurduk. Bu bağ sayesinde her yıl yeni öğrenciler ve aileleri ile birlikte yepyeni tecrübeler edindim, ediniyorum ve edineceğim. Peki ya blog? Hiç aklımda yokken bir anda hayatımın odak noktası haline dönüştü. Bu platformda karşılıklı yapacağımız bilgi paylaşımlarının, hem sizleri hem bizleri daha da geliştireceğine inanıyorum. Nice hayalleri birlikte kurup birlikte gerçekleştireceğiz ve nice birbirinden farklı tecrübeler edineceğiz…

2 Yorum

Yorum yazmak için tıklayın

Sosyal Medyada Eğitim Dolabı

E-Bülten Aboneliği